![]() |
||||||||||||||||
|
“Diken’in Battığı Yer” e Dönelim Değerli okurlar, yazının başında yoksulluğumuz ve dengesizliğimiz sürdükçe Cumhuriyetimizi tehdit altından kurtaramayacağımızı ileri sürmüştüm. Ancak göreceli yoksulluğumuza dair kanıtlar göstermeden konuyu geçiştiremedim. Belki biraz sıkıcı oldu ama ülkemizin ekonomik başarıları konusunda öyle masallar dinliyoruz ki, sağduyunun sesine açık olan insanlara sayıların çarpıcılığını sunmaktan başka çare yok. Bu vurgulamaya bakarak sayın okurların, maddi güçten başka bir şeye itibar etmeyen bir bakış açısına sahip olduğumu düşünmelerine üzülürüm. Yabancıların “postallarını” toprağımızda görüp de, bağımsızlığımızın ve onurumuzun sonuna gelindiği herkesin gözünde somutlaşırsa, ulusumuzun tarihte olduğu gibi vara yoğa bakmadan yeniden direneceğine olan inancımı henüz kaybetmedim. Ama, son kertede canımızı ortaya koyacak kadar vatanımızı seviyorsak, bugünden güçlü ve gönençli bir Türkiye yaratmak ve Cumhuriyetimizin temellerini “ortak refaha” sigortalamak daha akılcı, daha yapıcı bir davranış değil mi? Her şey refah değil, ama hiçbir şey refahsız olmuyor. Buna “aydın”ların dilinden düşürmediği demokrasi ve insan hakları da dâhildir. Çünkü demokrasi ve insan haklarını uygulamaya geçirmenin maddi gerekleri vardır; demokrasi ve insan hakları, çoğu kimsenin zannettiği gibi öyle nalburdan alınıp fişe takılarak işleyen şeyler değildir. Bu noktaya de ileride ayrıca değineceğim. Bu satırları yazarken bilgi, görüş ve deneyimlerinden yararlandığım bir yazar olan Güngör Uras’ın Milliyet Gazetesi’ndeki köşe yazısı, düşündüklerime tam da denk geldi. Şöyle diyor Uras: “Eğer ekonomimiz güçlü olsa idi, dün Hakkâri’de çok sayıda askerimizi kaybetmezdik. Kuzey Irak’a girelim mi, girmeyelim mi konusu sakız haline gelmezdi. Türkiye’nin doğusunda hangi illerin Kürtlere verileceği tartışılmazdı. Ermeni soykırımı konusu üç günde bir ABD Kongresi’nin gündemine gelmezdi. Fakirliğin, küçümsenmenin ve çaresizliğin ezikliğini yaşamazdık. Fakirlik, ekonominin güçsüzlüğünün sonucudur. Ekonominin gücü, borsa endeksi, piyasaların parası olana büyük getiri vermesi, özelleştirme ve varlık satışları nedeniyle ve de yüksek faiz nedeniyle ülkeye giren döviz miktarıyla ölçülmez. Kendi kendimizi kandırmaktan vazgeçelim. Kendi kendimizi kandırdıkça uyuşuyoruz. Uyuştukça fakirliğimiz artıyor. Fakirliğimiz arttıkça ülke güçsüz hale geliyor… Evet değerli okurlar, iş işten geçmeden harekete geçmeliyiz. Ekonomik “Kurtuluş Savaşımızı” daha fazla geciktirmemeliyiz. Diken battığı yerden çıkartılır.
|
|||||||||||||||
|
||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||