Diken Battığı Yerden Çıkartılır
 
 
 
 




Kadro Yetiştirmeliyiz

Toplum ve onu oluşturan insanlar, bir şeyin yapılmasını gerçekten istiyorlarsa, gerekli kurumların, yasal düzenlemelerin ve sosyal örgütlenmenin yokluğu veya eksikliği, o şeyin yapılmasını zorlaştırabilir, ama sürgit engelleyemez.

Buna bakarak diyebiliriz ki, toplumda bir şeylerin yapılmasına gerçekten engel olan etken, kurumların ve düzenlemelerin eksikliği değildir.

Kaldı ki ülkemizde yapılmamasından yakındığımız hemen hemen her şeyi yapmakla görevli kurum ve kuruluşlar zaten mevcuttur.

Asıl mevcut olmayan, bu işleri gereğince yapmaya soyunmuş muktedir ve istekli kadrolar ile bu kadroları işbaşına getirmeyi ve işbaşında tutmayı hedefleyen amaçlı, duyarlı bilinçli ve tepkili bir kamuoyudur.

O nedenle, çözümler ne denli akılcı olursa olsun, bunların tasarlandığı şekilde uygulamaya konabilmesinin başta gelen koşulu, bu işlerin benimsenen amaçlar doğrultusunda muktedir ve istekli kadrolarca üstlenilmesidir.

Toplumsal sorumluluk sahibi yurtsever kadroların görev yeri ve alanı konusunda bir tanım ve sınırlama getirilemez. Onlar iş adamı da, bürokrat da, gazeteci de, öğretmen de, din adamı da, sanatçı da, politikacı da olsalar, bizim için temel ortak nitelikleri, toplumsal sorumluluk sahibi ve yurtsever insanlar olmalarıdır.

Ülkemizin içinde bulunduğu koşullardan hızla kurtulması ve bir daha da aynı koşullar altına düşmemesinin başlangıçtaki tek çaresi, bu insanları arayıp bulmak, işbirliği ve iletişim içinde çalışmalarını sağlamak ve bu niteliğe sahip yeni kadrolar yetiştirerek onları hangi meslek ve alanda hatta hangi ülkede olursa olsun yasal çerçeveler içinde etkili ve muktedir konumlara gelmelerine yardımcı olmaktır.

Kadro yetiştirmenin önemli bir parçası da özellikle üniversite çağındaki gençlerimizi, toplumsal sorumluluk sahibi, laik ve yurtsever insanlar olarak yetiştirmektir.

Bugün gerek üniversitelerimizde gerek yurt dışında öğrenim gören yüz binlerce gencimizin içine itildiği amaç bunalımı tüyler ürpertici boyutlara ulaşmıştır.  

Önceki bölümlerde de değindiğim gibi, bir insanın iyi bir mühendis, iyi bir işletmeci, iyi bir hekim olmakla zaten ve kendiliğinden iyi ve sorumluluk sahibi yurttaş da olacağı gibi eksik ve yanlış bir zihniyetle, iyi ve sorumluluk sahibi yurttaş olmanın gerektirdiği eğitim ve yurttaşlık stajları diyebileceğimiz uygulamalar ihmale uğramaktadır.

Bu amaç bunalımı içinde en seçkin üniversitelerimizin öğrencileri bile ya en sapık ideolojilerin kurbanı olmakta, ya da bireycilik adı altında kendinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen varlıklar olarak yetiştirilmektedir.

Okulunu bitirdiği günden itibaren Trablusgarp’tan, Dumlupınar’a değin ne kadar cephe varsa çarpışan, kimi can veren kimi sakat yaşayan Harbiyeliler, Tıbbiyeliler, Mülkiyeliler genç değil miydi?

Eğer bizler, babalarımız, dedelerimiz olan bu insanlar sayesinde hür ve bağımsız yaşıyorsak, bizden sonra gelen kuşaklara da hür ve bağımsız yaşamak için nelerin dahi göze alınması gerektiğini anlatmamız icap etmez mi?

İşte böylesi bir teşkilatlanma, en azından bu amaç için dahi zorunludur ve maalesef çok da gecikmiştir.

Bugüne kadar böyle bir teşkilatlanmayı, Cumhuriyetimizin temel değerlerine kasteden ne kadar görüş varsa hepsi kurmuş ve işletmiştir. Bunu yapmakta başarılı olmayan maalesef bir tek Cumhuriyetimizin temel ilkelerine bağlı yurtseverler kalmıştır.

 

Yazarın Özgeçmişi

Bu kitabı basılı olarak edinmek için

TOVAK Temsilcisi sıfatıyla sosyal çevrenizde

  etkin olmak ister misiniz?