![]() |
||||||||||||||||
|
Parti mi Kursak !... Ülkesine hizmet etmek isteyen birçok değerli insan, bunu politikaya girerek yapmayı tercih ediyor. Türkiye çok partili bir demokratik rejim yaşadığına göre elbette partiler olacak; elbette bunlardan biri veya birkaçı iktidarda bulunacak, başbakanı, bakanları, milletvekilleri, yani tüm politik kadroları görev başında olacaklar. Politikaya girmeyi isteyen insanın, hele bir de liderliğe falan talipse “baştakiler bu işi beceremiyor, ben olsam başarırım” diye düşündüğünü farz etmek hiç de yanlış olmaz. Ama bu aynı zamanda zımnen “halk iyi ama yöneticiler kötü” anlamına da gelir. Değerli okurlar işte ben buna inanmıyorum. Bu kanaatimi, Almanya’da Akademi dergimizin Mart/Nisan 1994 sayısında yazdığım “Söylenmemiş Sözlerin Yapılmamış Anketi” başlıklı bir yazıda dile getirmiştim. Hayali bir Büyükşehir Belediye Başkanı adayının seçim bildirgesi gibi yazdığım bu yazıdan bir kesit sunarak ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım: “Hemşerilerim; Ben, falanca kentin Büyükşehir Başkan adayı filanım. Uzunca yıllarını bu kentte geçirmiş, kentimizin sorunlarını sizlerle birlikte yine uzunca yıllar yaşamış bir insanım. Sizlere sunduğum hayat hikâyemden de anlaşılacağı gibi, ülkemizde ortalamanın üstünde bir öğrenim derecem ve azımsanmayacak bir yöneticilik deneyimim var. Bunun da ötesinde, çeşitli vesilelerle bulunduğum yurtdışı görevleri bana, gelişmiş kentlerdeki şehircilik anlayışına ve uygulamalarına ilişkin görgü ve tecrübeler de sağladı. Bu edinimlerin tümünü, kentimizin daha uygar, daha temiz, daha düzenli bir nitelik kazanması yolunda kullanmaya hazırım. Sahip olduğum veya olmadığım çalışkanlık, özveri, dürüstlük gibi göreceli nitelikler konusunda ise, fazla bir şey söyleme hakkını kendimde görmüyorum. Bu konudaki nihai kararı, önünüze serdiğim özgeçmişime bakarak, elbette sizler vereceksiniz. Sadece şunu belirteyim ki söz konusu değerler, böylesi bir kentin Belediye Başkan adayı için zaten “olmazsa olmaz” koşullarıdır. O nedenle iyi nitelik diye övünülecek üstünlükler değildir. Ancak size içtenlikle söyleyeyim ki, kendimde mevcut olduğunu düşündüğüm bütün bu nitelikler, yine de iyi ve başarılı bir Belediye Başkanı olabilmek için asla yeterli sayılamaz. Peki, yöneticilerin olumlu, hatta üstün nitelikleri, iyi ve başarılı bir yönetim için neden yetmeyebilir? Çünkü bu kentte yaşayan insanlar, örneğin iki adım yürümemek için arabalarını herhangi bir yere park etmekte sakınca görmezse, minibüsler, taksiler, dolmuşlar, hepimize ait olan yolları, para kazanmaları için kendilerine verilmiş tahsisli yollar sanırsa, yayalar, istihkam birliklerinin bile güç aşacağı engellerin ortasından habire yaya geçitleri üretirse, elindeki yiyecek paketinin içini boşaltan herkese, elinin ulaştığı en yakın yer “çöp kutusu” gibi görünürse, seyyar satıcılar, bütün uygar ülkelerde yayalara ayrılmış kaldırımları, izinsiz, vergisiz, diledikleri gibi yararlanabilecekleri açıkhava pazarları olarak görür, hatta birkaç ay içinde kolayını bulup bunları bir güzel sabitleştirirse, buna karşılık, bu kaldırımların sahibi olanlar, işgale direnmek dururken, “aman ne güzel, yanı başımızda manav açılmış” diye sevinir, hatta ‘ ayol, adamın bir telefonu bile yok ki, bir şeyler ısmarladığında getirsin’ diye yerinirse, kentimizde ev, apartman inşa edenler ve edecekler, bırakın parkı, bahçeyi, zaten söz konusu kaldırımları bile arsa israfı gözüyle görürse, insanlarımız, evlerine girerken pabuçlarını çıkartmakla, kentin temizlik meselesinin çözüldüğünü sanmaya devam ederse ve batılıların eve pabuçla girmesini de onların pisliği şeklinde yorumlarsa, kent halkı, daha temiz ve dumansız bir yakıtın, aynı zamanda daha pahalı yakıt olduğunu anlamayıp, uygarlığın ‘ bedava’ olduğunu sanmakta direnirse, özürlü bir insanın kentte ne gibi sıkıntılarla karşı karşıya kalabildiğini herkes, ancak kendisi özürlü konuma düştüğünde ve iş işten geçtikten sonra anlarsa, herkes dinlediği müziği, hatta aracına taktığı havalı ve melodili kornaları, kimsenin dinlemekten mahrum kalmaması gereken en değerli sanat eseri zannederse, apartman katları yükseldikçe, patates, kuru soğan satanların daha güçlü hoparlör kullanmaları, kendilerine en doğal hakları gibi gözükürse, toplumumuzun en iyi öğrenim görmüş, üstelik en yüksek düzeyde gelir sahibi insanları, elektrik sorunlarını jeneratörleriyle, basınçlı su sorunlarını hidroforlarıyla, hatta inanmayacaksınız ama, kentsel ulaşım sorunlarını özel helikopterleriyle çözmeyi yeterli bulup gerisiyle ilgilenmezse, herkesin kendi yakını ‘kayırılması ve korunması gereken insan’, başkasının yakını ise ‘torpille iş bulan düzenbaz’ gibi görünürse, benim Belediye Başkanı seçilmem neyi çözebilir? Bir kent düşünününüz ki, yapılan her hatanın, işlenen her ‘uygarlık suçunun’ sorumlusu kimsenin kendisi değil, daima başkasıdır. Böyle bir kentte Belediye Başkanı kim tarafından ve ne için seçilmiş olursa olsun, sonuçta hatalıların ve suçluların temsilcisi gibi görünmekten kurtulabilir mi? Peki, bütün bunlara engel olamayacaksam, kuralları çiğneyen sürücüleri, yayaları, müteahhitleri, esnafı, mülk sahibini, vergi yükümlüsünü kurallara uymaya zorlayamayacaksam, niçin bu göreve talip oluyorum? Bunu gerçekten istemek ise, parlak vaatlerde bulunan bir adayı seçmek değil, herkesin bu seçimi yaptıktan sonra her gün ve günlük yaşantısının her anında bu isteğe uygun davranması, davranmayanları ikaz ve gerekirse şikâyet etmesi, hatta mümkünse onlara engel olması demektir. Sürücüler, yayalar, müteahhitler, esnaf, mülk sahipleri, vergi yükümlüleri, zaten bu kentin tümüdür, yani sizlersiniz. Dolayısıyla bu kent, daha uygar, daha temiz, daha düzenli bir yapıya, ancak ve ancak bu kentin yaşayanları, yani sizler, gerçekten bunu isterseniz kavuşabilir. Kent halkı bunu gerçekten istiyor ve günlük yaşantısının her anında bunun gereklerini sorumlu bir yurttaş anlayışıyla yerine getiriyorsa, emin olunuz ki o kentin yöneticileri zaten başarılı olmak zorundadır. Çünkü başarılı olamadıkları takdirde böylesi bir kamuoyu, onları bu görevi terk etmeye zorlamak için, bir seçim döneminin tamamlanmasını beklemeyecek kadar duyarlı ve etkendir. Bütün bunlarla birlikte, kentimizin sorunlarını göğüslemeye talip olmaktan kaçmıyorum. Ancak başarısızlık halinde, bunun nedenlerini tümüyle şahsımdan kaynaklandığını kabule hazır değilim. Bunu açıkça söylemem size siyasi beceriksizlik gibi görünebilir. Olsun, ben siyasi beceriksizliği halk dalkavukluğuna yeğ tutuyorum ”. Değerli okurlar, yukarıda sunduğum alıntı “toplum iyi, yöneticiler kötü” anlayışının yanlışlığı konusundaki düşüncelerimi hicivli dahi olsa aynen yansıtıyor. Hatta hiçbir kazanma şansım olmadığı halde, Allah biliyor ya, sadece beni öneren kişiye ve rahmetli Ecevit’e saygımdan ötürü 1991 genel seçimlerinde Eskişehir 1’nci sıra milletvekili adayı olarak seçime katıldığım zaman, seçmenlere gönderdiğim 25.000 dolayında “Ne yazıyorsun, okumazlar ki” başlığını taşıyan mektubumda hemen hemen bunları söylemiştim. Birinci sırada olmama rağmen 12046 tercih oyu aldığım ve (galiba) 46.000 oyumuz çıkan bu seçimlerde DSP, %20 olan bölge barajına takıldığı için milletvekili olamadım ama partinin o tarihten sonra yükselişine karşın bir daha aktif olarak politikada yer almadım. Çünkü, çok açık yürekli bir anlatım karşısında oyunu esirgemeyen seçmenin dahi, ertesi gün kapınıza dayanıp örneğin oğlu için torpil istemeyeceğinin hiçbir garantisi yoktu ve nitekim ben daha aday adayı iken dahi, torpil istekleri, hatta biri taa Tekirdağ’dan mektupla olmak üzere başlamıştı bile!... Kuşku yok ki bir iktidar, ya da iktidardaki bir yönetici bir başkasından daha iyi, daha yararlı hizmet verebilir. Ama ülkenin çizgisini topyekûn değiştiremez. Çünkü sorun, seçmenlerin genel olarak tümüne hâkim olan beşeri nitelik dokusunun kalkınmaya elverişli olmamasıdır. O yüzden, politikacıların bence yapabileceği en büyük hizmet, bu dokunun değişmesine, özellikle de kalkınma ahlakının yerleşmesine politikacı olarak ve politika eğitimiyle katkıda bulunmalarıdır. On binde bilmem kaç oranında oy aldığı gerekçesi ile makaraya sarılan bazı küçük partilerin işlevlerine ve dirençlerine bazen bu yüzden büyük saygı duyuyorum. |
|||||||||||||||
|
||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||